“ORTA AMERİKANIN GÖRMEZDEN GELİNEN ÜLKESİ: HAİTİ”


“ORTA AMERİKANIN GÖRMEZDEN GELİNEN ÜLKESİ: HAİTİ”

 

“Ülkemde en çok imamımızın sohbetlerini özledim.”

Yaklaşık 10 senedir birbirinden kilometrelerce uzakta olan birçok farklı ülkeden Müslüman gençler, Aziz Mahmud Hüdayî Vakfının kurslarında dinî eğitim görmek için Türkiye’ye geliyor. Fasl-ı Bahar Kur’ân Kursunda tanıştığım yabancı öğrencilerin büyük çoğunluğu Afrikalı. Kimi ailesini karşısına alarak Müslüman olmuş, kimi doğduğundan beri Müslüman. Dinlerini tam anlamıyla öğrenip ibadetlerini yapabilmek ve geri döndükleri zaman İstanbul’da öğrendiklerini ülkelerindeki insanlara öğretmek onların tek gayesi.

Haiti’yi 4 sene önce yaşadığı deprem ile hatırlarız birçoğumuz. Hayat şartlarının çok zor olduğu bu Orta Amerika ülkesinde yaşanan deprem, 250 bin kişinin ölümüne yol açtı ve Haiti için her şey bir kat daha  zorlaştı. Uzun yıllar Fransızların sömürgesi olan bu devlet, şeker ve kahve üretimi için Afrika’dan gemilerle getirilen binlerce kölenin, ağır sömürge şartlarına baş kaldırarak devrim yapması sonucunda kuruldu.. Dünya, kölelerin devrim yaptığı Haiti’yi görmezden gelmeye devam ediyor. Fasl-ı Bahar Kur’an Kursunda tanıştığım Asiye, Haitili ilk arkadaşım oldu. Asiye Abdulkadir ile ülkesi Haiti hakkında konuştuk.

 

Bize biraz kendini anlatır mısın? Aileni, çocukluğunu, Müslüman oluşunu ve evliliğini…

Ben Asiye, 25 yaşındayım. Haiti’nin Cap Haitien şehrinden geliyorum. Yaklaşık 2 senedir Fasl-ı Bahar Kur’an Kursu’nda eğitim görüyorum. Ben ve 5 kardeşim, annemin ve babamın evlilik dışı çocukları olarak dünyaya geldik. Haiti’de Hıristiyanlık yaygındır ancak insanlar dinlerine bağlı değillerdir. Bunun en büyük örneği, beraber yaşayıp çocuk sahibi olan çiftlerin evli olmaması ve çocuklarını vaftiz ettirdikten sonra da bir daha kiliseye uğramamasıdır.

Yaklaşık 7 sene önce 18 yaşında evlendim. Eşim Müslüman olduğu için evlendiğimiz gün Müslüman oldum. Ülkemizde aile ilişkileri buradaki gibi değil, reşit olduktan sonra kimse sizinle ilgilenmez. Bu yüzden ailem, İslam’ı seçmeme karşı çıkmadı. Ama akrabalarım, yeni ismim olan Asiye’yi kullanmak yerine benimle dalga geçercesine bana “cami” anlamına gelen “mosque” diye sesleniyorlardı. Eşimin bana öğrettiği ilk ve tek sûre Kâfirûn Sresi’dir. Uzun süre namazlarımı tam bilmeden ve yalnız bu sureyi okuyarak kıldım. Hiçbir eğitim almamıştım ve 5 yıl boyunca tesettürsüz yaşamıştım. Yaşadığım şehirde  benden başka Müslüman kadın olmadığı için Müslüman erkeklerin dinî sohbetlerine katılıyordum. Yıllardır Müslüman olmama rağmen dînimi tam anlamıyla öğrenmek ve ibadetlerimi eksiksiz yapabilmek burada nasip oldu.

Lise mezunuyum. Üniversite diplomam olmadığı için ayda 40 liraya bir ilkokulda öğretmenlik yapıyordum. Diplomam olsaydı maaşım 100 lira olacaktı. Okul oldukça uzaktı ama minibüse vereceğim 10 kuruşla ekmek alabilmek için her sabah okula yürüyordum. Okula ulaştığımda bîtap düşmüş, yorulup terlemiş oluyordum. O öğrencilere nasıl ders anlattığımı siz düşünün. Ders anlatırken zaman zaman düşüncelere dalar, akşam alacağım ekmeği oğlum yerse ben aç kalacağım, diye düşünürdüm. Ülkemde hayat çok zordu, 10 kuruş bile bizim için çok değerliydi.

5 yaşındaki oğlum Ali’ye annem bakıyordu. Annemi altı ay önce kaybettim. Cenazesine gidemedim. (gözyaşları…)

 

Türkiye’ye gelişin nasıl oldu?

2002 yılında Haitili Müslümanlar, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığına bir mektup göndererek kendilerinden bahsetmiş, ihtiyaçlarını belirtmişlerdi. Türkiye Devleti de Haiti’ye bir inceleme kurulu göndererek bir kısım Haitili Müslümanı İslamî eğitim vermek üzere Türkiye’ye çağırmıştı. Ayrıca dinî kitaplar ve Müslümanların ihtiyaçlarını karşılamaları için para göndermişlerdi. Ancak ülkemde dinî bir disiplin ve bir Müslüman birliği olmadığı için bu çalışmaların devamı gelmedi. Yaşadığımız büyük depremden sonra, dünyanın gözleri Haiti’ye çevrildi. Böylelikle Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı da yaklaşık 6 aylık bir kurs için Haitili Müslümanları Bolu’da ağırladı. Ben de bu grupla ilk kez Türkiye’ye gelmiş oldum. Kuran-ı Kerim dersi ve çeşitli İslamî ilimler okuduysak da bunlar yeterli değildi.

Eşim Hasan Abdulkadir, depremden sonra aldığı bir bursla İstanbul’da bir üniversitede Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi okuyor. Bu yüzden ben de Bolu’daki 6 aylık eğitimi tamamladıktan sonra Türkiye’de kaldım ve Hüdayi Vakfı’nın Fasl-ı Bahar Kuran Kursu’nda eğitim görmeye başladım. Yaklaşık 2 senedir burada Kur’ân, Fıkıh, Siyer, Hadis ve Türkçe dersleri görüyorum. Benim gibi yabancı olan Afrikalı bir çok arkadaşımı görünce onlara gıpta ile bakıyorum. Onlar dinlerini öğrenmek için bu kadar çaba gösterirken Haitili tek Müslüman olmak beni üzüyor…

Sevgili Asiye, bu senin değil bizim üzülmemiz gereken bir durum… Haiti’de düzenli olarak çalışmalar yapan misyonerler varken, Müslüman ülkelerin sizi görmezden gelmesi utanılacak bir durum.

Depremden en az etkilenen Müslümanlar oldu. Bu bizim kendimize daha da güvenmemizi sağladı. Müslüman kadınların örtülü bir şekilde özgüven içinde dolaşmasına vesile oldu.

haitili müslümanlar

Ülkene geri dönmek istiyor musun? Hayallerin, hedeflerin neler? En çok neleri özledin?

Tabii ki, ülkem Haiti’ye dönmek istiyorum. Eşim okulunu bitirince, onun ülkemde başbakan olmasını bile isterim inşallah. Müslüman bir başkanımız olması, Haitili insanlara dinimizi anlatmak için büyük bir fırsat olacaktır. Oğlum Ali’yi ve imamımızın sohbetlerini çok özledim. O çok bilgili olmasa da, bize en küçük bir bilgiyi bile öğretebilmek için büyük gayret sarf ederdi. İmam Hanif El-İslam’ın en büyük amacı biz Müslümanlara daha çok şey öğretebilmekti.

Haiti’ye döndüğümde imkânımız olursa Müslümanlar için bir radyo istasyonu kurmak, hatta bir televizyon kanalı açmak isterim. Burada öğrendiklerimi oradaki kardeşlerime anlatmak isterim. Haiti’deki Müslüman hanımları bir araya toplayıp onlara İslam hakkında bildiğim her şeyi öğretmek isterim Eşim ülkemize dönünce eğer paramız olursa bir Kuran kursu açacağına söz verdi. İnşallah orada öğretmenlik yapacağım .

Haiti’de çok yetim var, özellikle depremden sonra yetimlerin sayısı arttı. Ancak yetimhanelerin ve okulların çoğu Misyonerlere ait. Müslümanlar olarak yetimleri ve okul çağındaki çocukları düşünmek zorundayız. Depremin ardından birçok Hıristiyan aile, yetim çocukları himayesine aldı. Eğer Müslümanlar olarak imkânımız olsa ve  yetimhane açabilsek; bu, oradaki çocukların hayatının değişmesi anlamına gelir. Haiti’de nereye bakarsanız altından Hıristiyanların eli çıkar.

 

Haiti’nin birçok insan için tehlikeli bir ülke olduğu biliniyor. Ülkeye giden kimi beyazların başkentin sokaklarında korumasız gezemediği, geceleyin çoğu bölgeye gitmenin iyi bir fikir olmadığı söyleniyor. Buna ne dersin?

Tarihimizi biliyorsanız, ne denli aşağılandığımızı ve yıllarca sömürüldüğümüzü de bilirsiniz. Geçmişimizi unutmadık elbette. Köleler, Afrika’dan Haiti’ye getirildiklerinde kendi dinleri, dilleri ve kültürleri vardı. Fransızlar dilimizi Fransızca, dinimizi Hıristiyan yapıp kültürümüzü yok ettiler. Kırsalda bahsettiğiniz tehlike söz konusu değil, ancak başkent yıllarca aşağılanan bu ülke halkının bazı “sinirli” vatandaşlarıyla dolu. Benim köyümde bir beyaz gören çocuklar onun arkasından koşarak ona sevgi gösterirler ama başkentte işler değişir. Orada bir beyaz “para” olarak gözükür çoğu Haitilinin gözüne… Bu yüzden de bazı tehlikelerden bahsetmek mümkün…

Yasin Mescidi

Haitililer geçimlerini nasıl sağlar? Babanın mesleği neydi mesela?

Haiti’de balıkçılık yapılır, çeşitli tropik meyveler yetiştirilir. Şeker ve kahve üretimi yapılır. Ama insanlar genelde çalışmaz, çalışsa da aldıkları ücret hiçbir şeye yetmez. Babam tır şoförüydü ama kazandığı para 6 çocuğu doyurmaya yetmiyordu. İyi bir işte çalışmak için eğitimli olmak gerekiyor. Örneğin bir banka memuru 400 lira maaş alır ve bu kişi çok çok zengin demektir. Erkekler Haiti’de daha eğitimlidir genelde. Ahlâksızlık ileri boyutlarda olduğu için kadınlar kötü yollara kolayca düşer.

Türkiye’yi önceden biliyor muydun? Ülkemiz hakkında ne düşünüyorsun?

Türkiye benim için adeta bir cennet. Başka bir ülke görmedim evet ama buradaki Müslümanlar tertemiz, dinlerine bağlılar. Çok iyi insanlarınız var. Kızların namusu burada çok önemli, Haiti’de ise adeta bir oyuncak… İki insanın iffetlerini koruyarak tertemiz bir şekilde hayatlarını birleştirmeleri çok güzel… Ben bunu ilk kez Türkiye’de gördüm…

Çok teşekkürler Asiye, Allah senin ve ülkendeki kardeşlerimizin yardımcısı olsun.

Allah sizden razı olsun.

 

Röportaj: Merve Büşra Kibritçi

Konuşan: Asiye Abdulqadir

On Temmuz 14th, 2014, posted in: Hidayet Öyküleri, Kardeşlik Dünyası, Röportaj by
One Response to “ORTA AMERİKANIN GÖRMEZDEN GELİNEN ÜLKESİ: HAİTİ”
  1. Ben haitide yaşıyorum hemde başkentte elimi kolumu salliyalark geziyorum tek başıma sokakta kalanlar şoförler guvenlikciler öğretmenler herkes ile aram cok iyi burda kendinizi yükseklerde gormesseniz onlardan biri gibi yaşarsınız bazen haitililer beyaz oldunuz halde size borç bazende direk para verir bunlari yaşadım hıristiyan olsun müslüman olsun hepsinin bana kardeşi gibi sarldigini hissettim eger insanlarla boyle olursanız insanlarda sizi kabul eder buda zaten anadolu insanının ruhunda var umarım sizde birgün gelirsiniz…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>